Yazmaya Değer Bir Konu / 01

Üzerine yazmaya değer bir konu düşündüm. Bunun için bir dakika bile harcamadım gerçi. Şimdi tam bu kelimeleri yazarken neden bu kadar aceleci davrandığımı sordum kendime. Sanırım bunun üzerine gidebilirim. Ne üzerine yazmak istediğimi bulma aşamasından önceki aşama olan neden yazmak istediğim aşamasına bir kısa değinmek isterim. Yazmak isteme sebebim vakit öldürmek denebilir. Ders çalışıyorum ve zihnimin biraz dinlenmeye ihtiyacı olduğunu düşündüğüm zaman mola veriyorum. İşte bu molada yapacak bir şey olsun diye yazı yazmayı seçtim, hepsi bu. Yazmaya değer bir konu buldum sanırım ama işlemek için oldukça detaylı gibi görünüyor. Şimdi o kadar vakit ayırabileceğimi düşünmesem de başlayalım. Belki yarıda keseriz. Acelecilik ve zamanın akıp gidiyor olduğu düşüncesi bir bütün bence. Ya da değil mi acaba? Cümleyi kurduktan sonra şöyle bir düşündüm de, nereye bağlıyorum bunu? Neyse, bekleyin biraz devam edelim bakalım. Şimdi, zaman akıp gidiyor. Ben zaman akıp gitmesin istiyorum. Akıp gittiğini düşündüğüm bu zamanın doğru işlere harcanmasını istiyorum. Doğru iş de şu oluyor efendim, bir şeylere zaman harcamışsınız ve o işe harcadığınız zamana hiç üzülmemişseniz doğru bir iş yapmışsınızdır. Genelde YouTube’da gezinip video izleyerek vakit kaybettiğimi düşünürüm. Eğitici, ufuk açıcı, öğretici bir video değilse yemekle birlikte giden videolar kategorisine girmelidir bir video. Yemeğe odaklanmak yerine neden beraberinde video izlediğimi bilmiyorum. Aslında “akıp giden zaman” için bu kadar ağlayan birinin şipşak o an yaptığı işe odaklanması daha tutarlı olur. Şükürler olsun ki tutarlılık insanın göbek adı değil. Ama yalan yok, çok sevdiği bir iddia. Her zaman yanında taşır insan bu iddiayı. Tutarlı davrandığını düşünür. Çünkü hayatımızın büyük bir kısmında geri dönüp de davranışlarımızı kıyaslayabilecek kişiler yoktur. Tutarsızlığın ortaya çıkabileceği olay silsilelerinde veya söylemlerde yanımızda olan kişiler (genelde arkadaşlarımız olur) bizi “ya şöyle demiştin, ne oldu şimdi” diye dürterler. Ya da hiç fark etmezler. Diyelim ki bizi “tutarsız” davrandığımıza ilişkin uyardılar. Hemen alırız sazımızı elimize, bu iki konunun nasıl birbirinden bağımsız olduğunu anlatırız ve onların argümanını def ederiz efendim. Sakin olun, hala en tutarlı davranan sizsiniz. Sorun yok. Yok yok, vallahi sizi demiyorum. Hani hepinizin gördüğü o tutarsız insanlar var ya, onlardan bahsediyorum. Tutarlılık meselesini detaylandırmadan, yemek yerken YouTube izlemek mevzusuna dönersem, bunu acaba bir ses olsun diye mi yapıyorum, yalnız mı hissediyorum o sırada ya da yemek yerken bir yandan da izlemek istediğim şeyleri aradan çıkartarak güya vakit mi kazanıyorum bilemiyorum tabii. Her satırda cevaplanması gereken yeni sorular oluşuyor görüyorsunuz. Bunların hepsini derleyip metnin sonunda soru olarak yazmalıyım. Sonra yeni metinlerde onların cevabını ararım. Müthiş organizasyon! Lafı çok sündürdüğüm için biraz daha geri gelip ana konunun akışına bağlanmaya çalışacağım. Uzattığım lafın kısası, doğru bir iş yaparak zamanımı geçirmek istiyorum. Tabii doğru iş sadece yapılan işin bendeki karşılığı ile değerlendirilmemeli. Gelin sistem kurmaya çalışalım. Amacımız zamanı doğru işlerle geçirmek, boşu da doğru yerde ve zamanda yapmak. İstiyoruz ki (sizin de artık istediğinizi varsayıyorum, canınız çekmiştir) vakit harcadığımıza değmeyecek boş işlerle (tarih olmuş bazı kimseler bunu malayani işler olarak da nitelerdi) uğraşmayalım. Öncelikle o anda yapmamız gereken bir iş var mı bunu bir inceleyelim. Çoğumuzun yapması “gereken” bir ya da birden fazla iş vardır. Vaktimizi istediğimiz gibi geçirmek adına (yapmamız gereken işlerden arta kalan vaktimizden bahsediyorum) bu işleri yapmamız gerekiyor. Sanırım bir öncelik sıralaması yapmalıyız. Heyecanlandım bak, kafamın içinde “if-else’ler” dönüyor. Şimdi, eğer o an için öncelikli bir işiniz varsa onu yapıyorsunuz. Bu sayede vaktinizi doğru işe harcamış oluyorsunuz. Ama şimdi aklıma geldiği üzere burası da karmaşık bir nokta. Yapmak zorunda olduğumuz bu işin bizim için doğru olup olmadığını nereden biliyoruz? Giderek derinleşiyor he, yoruldum şimdiden. Her yeni cümleden önce “Şu an yazmayı bıraksam mı?” diyorum kendime. Ve an itibariyle bırakmaya karar verdim. Az daha çalışayım, doğru işi yapayım. Konuya geri döneceğim merak etmeyin, kaynatmıyorum.

Sanatçı, Bilgisayar Mühendisi

Sanatçı, Bilgisayar Mühendisi